ademkevenbaslik

Yavuz, çok hareketli, yerinde duramayan, kıpır kıpır bir öğrencidir.

Biraz da dağınık, çalışma düzeni edinememiş… Defterleri de karmakarışıktır aynı zamanda.

Yavuz’un sınıf içindeki hareketleri zaman zaman sınırı zorlayıcı olabiliyor, öğretmeni ve arkadaşlarını çileden çıkartabiliyor. Böyle durumlarda sınıfın huzurlu bir ders yapmasını engelliyor.

Verilen ödevleri ya hiç yapmıyor, ya da gelişigüzel yapıp getiriyor. Öğretmen, Yavuz’un daha iyi olması için onunla sık sık konuşmalar yapar, ona nasihatlerde bulunur. Yavuz’a “oğlum bak iyi bir öğrenci ol, bu senin için iyi olur; şunları yapma, şunları yap, ödevlerini biraz daha dikkatli yap, ödev, senin sorumluluğun” der.

Aşağı yıkarı bu tür nasihatler, uyarılar, tehditler her gün tekrarlanır. Artık öğretmen, Yavuz’un düzelmeyeceğini düşünmeye başlar. Bu düşünceler öğretmende öylesine yerleşir ki, artık Yavuz’a karşı hiç kabul edici, onaylayıcı olamaz. Yavuz, onun gözünde bitmiştir artık.

Öğretmen bir gün okuduğu bir eğitim psikolojisi kitabında “Öğrencilere karşı sürekli olumlu duygular besleyin ve onlara karşı tutumlarınızı sürekli sorgulayın. Öğrencilerinize karşı onaylayıcı, kabul edici tavırlar sergileyin. Onlarda gördüğünüz iyi bir davranışı farkedin ve o davranışı ödüllendirin” şeklinde bir yazıya rastlar.

O kitabı okuduktan sonra öğretmen, istemeyerek de olsa Yavuz’a karşı olumlu düşünceler geliştirir ve onun güzel yönlerini görmek için çaba sarfeder.

Bir gün bu yönde bir gelişmeyi de görür. Ödevlere bakarken sıra Yavuz’a geldiğinde; Yavuz’un Türkçe ödevinin baş kısmını çok güzel yazdığını farkeder. Ödevin baş kısmını kırmızı kalemle daire içine alarak dairenin dışına “Aferin, bu kısmı çok güzel yazmışsın, yarın ödevlerinin hepsini bu şeklide yapmaya çalış” diye yazar.

O andan itibaren Yavuz’un yüz ifadesinde ve davranışlarında çok güzel değişiklikler olur. İlk iş olarak, öğretmenin yazdığı yazıyı tüm arkadaşlarına büyük bir sevinç içinde gösterir. Arkadaşlarına göstermekle kalmaz, akşam eve gidince annesine, babasına da defalarca gösterir. “Öğretmen bana aferin dedi, inanamıyorum! Artık çok sevinçliyim. Bundan sonra ödevlerimi daha güzel yapacağım!” diye haykırır.

Gerçekten de bir gün sonraki ödevin nerdeyse tamamını büyük bir özenle yapar. Öğretmen de ödevinin tamamını kırmızı kalemle daire içine alır ve dışına büyük harflerle “AFERİN YAVUZ” yazar. Daha sonra Yavuz’a dönerek, “Bak yavrum, demek ki, isteyince ne kadar da güzel yapabiliyormuşsun. Bundan sonra daha da güzel yapacağından ve derslerine çalışacağından eminim” der.

O gün, son derste öğretmen, Yavuz’u tahtaya çıkarır ve sınıfa dönerek, “Sevgili öğrenciler, bu gün sınıfımızın en atak öğrencisi Yavuz oldu. Onu hep birlikte alkışlayarak kutluyoruz” diyerek tüm sınıfa da Yavuz’ daki olumlu gelişmeyi fark ettirir.

O günden sonra Yavuz , sınıfın dikkatini çekmek için ipe sapa gelmez hareketler yapmaz, son derece dikkatli bir öğrenci olmaya çalışır. Artık derslere katılan, başkasını rahatsız etmeyen düzenli bir öğrenci olur.

Öğretmen de Yavuz’daki bu gelişmelerin kalıcı olması için, onu sık sık taltif eder. Onun değerli olduğunu hissettirir. Ufak tefek hatalarını da görmezlikten gelir. Ona karşı önyargılardan uzak, kabul edici bir tutum sergiler.

Hayatın karanlık girdaplarında kaybolup gitme ihtimali taşıyan bir öğrenciyi, hayatın pozitif yanlarına çekebildiği için mutludur artık öğretmen.

Yavuz da, böyle bir öğretmenin öğrencisi olduğu için son derece şanslı olduğunu, hayatının sonuna kadar hatırlayacak ve her imza attığı başarıda öğretmeninin payı olduğunu hatırlayacaktır.

***

Yerinde yapılan küçük bir takdir, kısa zamanda köklü davranış değişikliklerine yol açabilir. Yer yüzünde hiçbir insan yoktur ki, takdir edilmekten memnun olmasın.

“Mârifet iltifata tâbidir” diye boşa dememişler.

Ziya Paşa ne güzel söylemiş:

“Aferin ne büyük bir hazindedir ki, ver ver bitmez.”*

Adem Keven

Ziyaretçi İstatistikleri

073575
Bugün
Dün
Bu hafta
Bu ay
Hepsi
43
144
582
2161
73575

Site İçi Arama